Mavi Yaka Çalışan Devri Neden Yüksek?

Mavi yaka çalışanlar endüstriler için o kadar önemli bir çalışan grubu ki. İşlerimizin devamlılığı ve kesintiye uğramaması için onların verimli olması kritik. Ancak piyasadan sizin de kulağınıza geliyordur; ne yazık ki pek çok şirkette artık mavi yaka devri büyüyen bir sorun haline geldi. Bu sorunu çözebilmenin ilk adımı elbette her zaman olduğu gibi sorunu tam anlamıyla kavrayabilmek ve sebeplerini sorgulamak gerekiyor. Mavi yaka çalışanların yüksek turnover oranları, bir dizi karmaşık ve çok yönlü faktörün etkisi altında gelişen bir sorun. Bu faktörlerin başında benim ilk aklıma gelenler sosyal değişim, dijitalleşme, mavi yakanın eğitim seviyesinin yükselmesi ve sosyal yaşamdan beklentilerin artması. Bu yazıda, bu dört önemli konuyu ele alarak mavi yaka çalışanların yüksek turnover oranlarına etkilerini incelemek istiyorum. Sosyal değişimle başlayalım.

Sosyal Değişim

Sosyal değişim dediğimizde toplumun değerlerinin, normlarının ve beklentilerinin zaman içerisinde değişmesinden bahsediyoruz. Bir toplumun zaman içerisinde değişmesi elbette o toplum içerisinde faaliyet gösteren iş dünyasını da etkiliyor. Ülkemizde gerçekleşmekte olan sosyal değişimi ele aldığımızda bireyselliğin daha da arttığını, kişisel çıkarların daha fazla ön plana çıktığını ve genel olarak bireyler arası ve bireylerle kurumlar arasındaki bağlılığın azaldığını görüyoruz. Bunun iş dünyasına yansımalarına baktığımızda ise artık çalışanların şirketlerde “zor zamanları özveriyle aşmak” kavramına şüphe ve isteksizlikle yaklaştığını görüyoruz. Artık çalışanlar iş yerlerine eskisi kadar bağlı değiller. Bu sadece ücretler anlamında değil; yan haklar, çalışma koşulları ve iş modeli noktasında da önem kazandı. Çalışanlar hak ettiklerini düşündükleri yan hakları alamadıklarında, yaptıkları işten memnun olmadıklarında ya da daha fazla otonomi ve esneklik talepleri karşılanmadığında iş değiştirmekten çekinmiyorlar. Teknolojik gelişmelerin getirdiği imkânlar kapsamında çalışacakları alternatif şirketlerin çokluğu ve yeni yetkinlikler elde ederek kariyerlerini farklı şekillerde yönlendirmelerinin görece daha kolay olması, turnover oranlarını da doğal olarak artırıyor. Bireyselleşmenin bir sonucu olarak kendine daha fazla değer veren çalışanlar, kendilerine değer verilmediğini düşündükleri şirketlerde uzun müddet kalmıyorlar. Hatta yaptığım sohbetlerde gördüğüm kadarıyla daha esnek çalışma koşulları ve daha fazla özgürlük için daha düşük ücret karşılığında çalışmaya bile gönüllüler. Bu sorunun çözümü için ise şöyle bir önerim var: çalışanlarınızı tek boyutlu olarak görüyorsanız hemen bu tutumu değiştirin. Çalışanlarınızın hayatları ve varlıkları işlerini bitirip eve gittikten sonra sona ermiyor. İşleri dışında da bir hayatları var. Şirketler ve yöneticileri olarak bizim işimiz onları sadece yüksek ücret isteyen, üretim makinesinin bir parçası olarak ele almaktan vaz geçip, çok yönlü bireyler olduklarını kabul ederek şirketinizde geçirdikleri zamanı olabildiğince zenginleştirmek. Bu sizin şirketiniz için sosyal imkanların artırılması ya da bireysel kariyer planlama ve mentörlük gibi çalışmalar anlamına geliyor olabilir. Şirketinize özgü yol ve yöntemleri, çalışanlarınızdan geri dönüşler alarak kendiniz geliştirmelisiniz.

Dijitalleşme

Son yıllarda geliştirilen dijital araçlar ve dünya çapında gözlemlediğimiz dijital dönüşüm projeleri gösterdi ki gelecek dijital. Dolayısıyla değişen iş yapış biçimleriyle birlikte çalışan profili de değişiyor. Çalışan profiline gelmeden önce aslında dijital entegrasyonu tamamlanmış şirketlerde çalışanlardan istenen yetkinlikler değişiyor. Bu yetkinliklerin bir kısmı ne yazık ki meslek liseleri veya yüksekokullarda elde edilen yetkinliklerle birebir örtüşmüyor. Aradaki bu boşluğun, çalışanların işlerinin geleceğiyle ilgili endişeye kapılmasına sebep olması gayet doğal. Bu sebeple bazı çalışanlar dijitalleşmenin entegre olmadığı şirketlere bile geçebiliyorlar. Ya da halihazırda sahip oldukları yetkinliklerin değer kazandığı endüstrilere geçebiliyorlar. Madalyonun diğer yüzünde de geleceğin önüne geçmek isteyen çalışanlar var. Dijitalleşmenin artmasıyla artık uygulamalı eğitim almak çok daha kolay. Bir grup çalışan da yetkinliklerini bu şekilde geliştirip çeşitlendirmeye başladı. Bu da çalışanların yeni edindikleri yetkinlikleri kullanabilecekleri işler için şirketlerini bırakmalarına sebep olabiliyor. Bu iki birbirinden farklı bakış açısı bir araya geldiğinde ise mavi yaka çalışanlar arasındaki çalışan devri de artıyor. Benim bu konudaki önerilerim de şöyle: çalışanlarımıza yatırım yapacağız. Ne demek istiyorum? Çalışanlarımızı endüstrimizin ve içinde çalıştığımız ortamın gerektirdiği yetkinliklerle donatacağız. Biliyorum, çalışan devrinin neden yüksek olduğunu sorguladığımız bir yazıda çalışanlara daha fazla yatırım yapın demek biraz ironik görünüyor. Ama şirketinizdeki açık bir pozisyonu doldurmanın yarattığı maliyeti bir düşünün. İnsan kaynakları departmanınızın uygun adaylar bulma ve mülakat süreçlerine ek olarak iş başında da eğitim yaptırmıyor musunuz? Yeni çalışanınız iş sürecine uyum sağlayana kadar işten çıkan çalışanınızdan daha düşük verimle çalışmıyor mu? İK için dışarıdan hizmet alıyorsanız bu üçüncü kurumlara ödeme yapmıyor musunuz? Veya çeşitli web siteleri veya sosyal medya platformlarında iş ilanı çıkmıyor musunuz? Tüm bu masrafları bir araya getirdiğinizde emin olun halihazırda sahip olduğunuz çalışanlara yatırım yapmak çok daha avantajlı. Ayrıca çalışan devri oranını düşürmek yatırımcılar için bir güven sembolü, hisse senetleriniz için de bir referans olacak. Yani sonuç olarak her zaman elinizdekini değerlendirmek sıfırdan başlamaktan çok daha ucuz. Dediğim gibi daha az maliyetle çalışanlarınızın yetkinliklerini çeşitlendirebilir, uzun süre birlikte çalışarak da parayla ölçemeyeceğiniz değer yaratılmasını da sağlayabilirsiniz.

Eğitim Seviyesinin Yükselmesi

Geleneksel olarak mavi yaka çalışanların yaptıkları işler daha düşük eğitim seviyeleriyle ilişkilendirilir. Örneğin beyaz yaka çalışanlar için en az 4 yıllık lisans eğitimi şartı ararken mavi yaka için genellikle meslek lisesi mezuniyeti yeterli olabiliyordu. Geçmiş zaman kipi kullanıyorum; çünkü artık mavi yaka da yüksek eğitim alıyor. Şöyle ki pek çok mavi yaka çalışan liseden mezun olduktan sonra önlisans programlarını tamamlayıp iki yıllık üniversite mezunu olarak iş hayatına adım atıyor. Hatta ilk duyduğumda beni oldukça şaşırtan bir konuya da değineyim; artık 4 yıllık mühendislik eğitimi almış mühendisler bile mavi yaka olarak çalışabiliyorlar. Biliyorsunuz ben duyduğumu aktarmaktan veya düşüncelerimi belirtmekten çekinmem. Mavi yaka çalışanlara teklif edilen ücretler ve fazla mesai ücretleri de göz önüne alındığında, mühendislerin bu yola girmelerinin oldukça doğal olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte yüksekokullardan mezun olan mavi yaka çalışanları da düşünürsek, genel olarak mavi yaka çalışanların eğitim seviyesi artmış oldu. Buradan sonraki adım da lisans veya yüksek lisans mezunu beyaz yakalıların bulunduğu “Yıllarca eğitim aldım ve daha iyi koşulları hak ediyorum.” oluyor. Haklılar; elbette hayatlarının birkaç yılından feragat ederek, artık bir gereklilik olan yüksekokul şartını yerine getirdiler; karşılığını görmek istiyorlar. Yine üzerine basarak söylüyorum; sadece daha yüksek ücretlerden bahsetmiyoruz. Yan haklar ve iş modellerinin de daha yüksek eğitim seviyesine uygun olarak şekillenmesi gerekiyor. Burada da önerilerim var; çalışanlarımızın eğitim seviyelerini göz önünde bulundurmak zorundayız. Ne yazık ki geçmişte amiyane tabirle “Herhangi bir kişiye uygulamalı eğitim versek bu işi yapar.” denilen işler mavi yakaya atfedilen değerin göstergesiydi. Artık mavi yaka çalışanların kendilerini geliştirmesi ve yüksek eğitim almalarının yanında, yaptıkları işler de formasyon gerektiren işler. Bu nedenle çalışanlarımıza yaklaşırken hem insan onuruna yakışır şekilde tekliflerle gitmemiz hem de ne kadar değerli olduklarını hissettirmemiz gerek. Eğitim seviyesi artan çalışanlar gelişmeye çok daha açık ve istekli. Bu yüzden kariyerlerini ilerletmek isteyen çalışanlarımıza gelişim ve eğitim yollarını her zaman açık tutmalı ve desteklemeliyiz.

Sosyal Yaşamdan Beklentilerin Artması

Yazıda daha önce de bahsetmiştim; çalışanlarınız işletme sınırlarından çıktıklarında, ertesi sabah işe gelene kadar varlıkları askıda kalmıyor. Hepimiz için bu böyle; hatta çocukları veya bakmakla yükümlü oldukları kişiler için bazen asıl mesai eve gidince başlıyor. Bireyselliğin artması konusuna tekrar dönerek buna bir de büyük bir hızla önem kazanmış iş-yaşam dengesi konusu eklendiğinde; çalışanların bu dengeyi sağlıklı bir şekilde kurabilme ve esneklik ihtiyacı da kritik boyuta ulaştı. İşin özü şu, çalışanlarınız için avantajlar sunmalısınız. Esnek çalışma modellerinde genellikle uzaktan çalışmaktan bahsediyoruz; bu mavi yaka için çok mümkün olmayabilir. Ancak dijitalleşme sürecini tamamlamış pek çok şirket uzaktan erişime müsaade eden arayüzlere sahip programlar kullanıyor. Her zaman olmasa da özel durumlarda çalışanların uzaktan erişimine izin verip bu özel durumun getirdiği stres ve baskıyı azaltabilirsiniz. Elbette buna bağlı olarak mazeret izni konusunda da adımlar atmanız gerekebilir. Burada yine yapıldığını bildiğim bir uygulamadan söz edeceğim; çalışanların hastalık harici bir sebeple işe gelememesi veya geç kalması gibi bir durumda yıllık izinden düşüm yapan şirketler olduğunu biliyorum. Tabi ki işe gelememe durumunu çalışanınızla direkt olarak görüşüp uzlaştığınız bir şekilde çözebilirsiniz; ancak birkaç saate varan geç kalmaları – uzaktan servis aracılığıyla gelen çalışanların toplu taşımayla ulaşımı daha uzun sürecektir- yıllık izinden düşmek çalışanınıza herhangi bir şekilde esnek olmadığınız ve onları başlarına çeşitli talihsizlikler gelebilen birer birey olarak görmediğiniz mesajını verecek. Sadece bu da değil, artık çalışanlar iş-yaşam dengesini destekleyen şirketlerde çalışmak istiyorlar. Bu da yeterince zaman vermeden fazla mesai istemek, sosyal hayatlarını ve iş yaşamlarını göz ardı ederek uzun müddetler fazla mesai istemek veya özel hayatlarına müdahale edecek şirket faaliyetleri gerçekleştirmek olabilir. Mesela şirket pikniği düzenliyor musunuz? Bunu düzenlerken çalışanlardan geri bildirim alıyor musunuz peki? Çalışanların şirketin bir özel gün kutlaması için izin gününü feda etmek zorunda kalması bile artık özel hayat müdahale. Dolayısıyla sosyal avantajlar sağlayacak, iş arkadaşlarıyla veya özel hayatlarında sosyalleşmelerine vakit ayırabilmelerini sağlayacak koşulları sağlamanız gerekiyor. Sadece turnover oranlarını değil; verimlilik ve çalışan memnuniyetini artırmanın yolu da buradan geçecek.

Yan Haklar Bu Denklemin Neresinde?

İzinler ve tatiller, sağlık sigortası, eğitim olanakları ve öğrenim yardımı…Bunlar mavi yaka için verebileceğiniz yan haklardan bazıları. Yukarıda da bahsettim; bazen çalışanlar rekabetçi yan haklar için ücret düşüşünü bile göze alarak şirket değiştirebiliyorlar. Düşünsenize, hafta sonu çocuğu rahatsızlanan bir çalışanınız çocuğunu acile götürüyor ve çeşitli testler yapılması için pazartesi günü randevu alıp gelin diyorlar. Bunun yerine sağlık sigortası olan çalışanınız çocuğunu özel bir hastaneye götürerek çok daha hızlı bir şekilde testleri yaptırıp tedavi planlaması yaptırabilir. Bu da sizi çalışanınızın birkaç gün izin almak zorunda kalmaması ve özel hayatında farklı bir sorunla boğuşurken hata yapma riskinin yükselmesinin engellenmesi olarak etkileyecek. Yüksek eğitim almak veya İngilizce öğrenmek isteyen çalışanlarınıza bu konuda destek olmanız kendilerini geliştirmelerine yardımcı olarak şirketinize olan bağlılığı ve çalışanlar arasındaki itibarınızı yükseltmenize neden olacak. Unutmayın; çalışanlarınızla uzun vadeli ilişkiler kurmak ve mavi yaka çalışanlar arasında yüksek itibarınızla insanların çalışmak istediği bir şirket olmak en yetkin çalışanları şirketiniz bünyesine dahil etmek noktalarında çok işinize yarayacak.

Yazımı bitirmeden önce mavi yaka turnover oranlarının düşürülmesi neden önemli? Öncelikle yazıda belirttiğim gibi en büyük avantaj maliyetleri de düşürmek olacak. Bir çalışan istihdam etmek için katlandığınız maliyeti, turnover oranları yükseldikçe artan bir döngüde tekrar tekrar harcamak durumunda kalırsınız. Bu süreçlerin toplam maliyetlerinden çok daha düşük bir maliyetle çalışanlarınıza değer verdiğinizi gösteren adımlar atabilirsiniz.

Yeni çalışanların işe adapte olma süreçlerinde gerçekleşecek verim kaybını elimine etmek o kadar önemli ki. Hem iş süreçlerinizin devamlılığını sağlayarak müşteri memnuniyeti yaratmanız da çok daha kolay olacak. Müşteriler de çalışanlar ve tedarikçiler gibi süreklilik ve istikrar ister. Dolayısıyla istikrarınızı koruyarak maddi kazançlarınıza ek olarak itibarınızı da yükseltebilirsiniz.

Burada çok konuşulmayan bir konuya da değinmek istiyorum. Her şirketin kendine özgü iş yapış biçimleri ve süreçleri geliştirmek için kullandığı kısayollar veya şirkete özgü ipuçları olabilir. Buna ek olarak inovasyon ve gelişim için de şirket içerisinde çeşitli bilgiler bulunuyor. Her giden çalışan, bu bilginin yeni gelen çalışanlara iletilmesi şansını azaltıyor. Bu bilgi birikimini de yanlarında götürüyorlar ve zaman içerisinde bilgi seviyesi de düşüyor. Eğer çalışanlarınızı memnun ederek turnover oranlarını azaltabilirseniz bu bilgi şirket içinde kalacak ve gelişmeye hevesli çalışanlarınız tarafından üzerine eklenerek katlanacak.

Sonuç olarak mavi yaka çalışanların yüksek turnover oranları şirketler için büyük bir maliyet kalemini temsil ediyor. Sadece maliyet değil; sadakat, bağlılık, itibar ve kurum kültürü açılarından da olumsuz bir etkiye sahip. Bu yazıda verdiğim ipuçları ve tavsiyelere uyarak turnover oranlarını büyük ölçüde düşürebilir ve çalışanlarınızla uyum içinde uzun yıllar süren ilişkiler kurabilirsiniz. Bu çalışmalar kapsamında ihtiyaç duyacağınız eğitimler için ise https://rahuda.com/contact/ web sitesinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Güzel günler dilerim.

Kaynaklar

https://www.kariyer.net/ik-blog/kadin-yoneticiler-sirketlerin-basarisini-arttiriyor/

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/308082

https://www.edenred.com.tr/calisan-sirkulasyonu-nedir-nasil-kontrol-altina-alinir

https://smallbusiness.chron.com/stop-high-turnover-rate-blue-collar-industry-59878.html

https://www.fond.co/blog/5-blue-collar-workers/

Tags: employeeretention, hr, ik, turnover

Diğer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

keyboard_arrow_up